01.06.2008
Kişisel gelecek planlaması alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veren Türkiye'nin ilk fütürist şirketi M-Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan, OKS ve OSS sınavları nedeniyle stres altında olan öğrencilere 20 yıl sonrasını planlamalarını önerdi. Ufuk Tarhan, öğrencilerin meslek tercihinde bulunurken formların doldurulması, puanlama, sıralama, dikkatsizlik gibi teknik hatalar yaptığını belirterek, “En büyük hata etki altında kalarak sevmedikleri, kendilerine uygun olmayan mesleklere veya okullara yönelmeleri” dedi.
OKS ve ÖSS stresinin öğrencileri hayatını kararttığının altını çizen Ufuk Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bu stres çoğu zaman başarısızlığa neden oluyor. Yüzde 60’ı otuz yaşın altında, yüzde 11’den fazlası diplomasız ve işsiz insanların bulunduğu ülkemizde öğrenciler, OKS ve OSS sınavlarını stres ederek hayatlarını karartıyor. Bunun yerine öğrenciler kendi kişilikleri ve gelecekten beklentileri konusunu netleştirmeli ve hedef belirlemek için de ‘10-20 yıl sonra nerede olmalıyım?’ sorusuna yanıt vermeliler. Bu öğrenciler sınavlarda diğerlerine göre daha şanslı olur ve hedeflerine ulaşır.”
Öğrencilerin ezbere yapılan tavsiyelere çok kulak asmaması gerektiğini ifade eden Ufuk Tarhan, düşledikleri yaşama onları götürecek mesleği keşfedebilmelerinin onları hedeflerine ulaştıracağını söyledi. Ufuk Tarhan, “Bunu yaparken, dünyanın 10-20 yıl sonra nasıl bir değişim göstereceğini tahmin etmek gerekiyor. Örneğin, hukuk okumak isteyen veya okuyan bir genç, avukat olmak istemenin yanı sıra, genetik alanında uzmanlık geliştirmeye karar verirse, gelecek için daha başarılı ve daha çok kazanç getiren bir alana yönelmiş olabilir. Diğer taraftan enerji sektöründe söz sahibi bir avukat olmayı hedeflemek, şu anda hiç de popüler olmayan, ancak 10 yıl sonra revaçta olabilecek bir alan olarak öngörülebilir” dedi.
Ebeveynlerin gençleri yönlendirmelerini hele de baskı yapmalarını çok yanlış bulduğunu belirten Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelecek algısını ve tahminlerini geliştirmeden ‘ezbere’ yapılan yönlendirmeler çok sakıncalı. Çünkü 5-10 yıl sonra, yani bugün bu sınavlarda çırpınan gençler kazanıp da bir yerleri bitirdiklerinde; ne iş bugünkü işe benzeyecek ne meslekler, ne eğitim, ne de rekabet koşulları bugüne benzer halde olacak. Ebeveynler, gençleri, hedeflerini belirleyip, özgüvenli, rahat, farklı, yaratıcı, eğlenceli olmaları için desteklemeli, onlara baskı değil, rehberlik yapıp, moral kaynağı olmalılar. Gençler ise, hangi alana ilgileri ve eğilimleri olduğunu bulmalı, bu alanda eğitim alıp uzmanlaşmak için plan yapmalı. Tutkulu ve çok disiplinli çalışmalılar. Zaten seçtikleri alanı seviyorlarsa bunu zaten yaparlar, yapamıyorlarsa sorun vardır, yani yanlış yoldadırlar.”
Üniversite eğitiminin bir “ön lisans” eğitimi olduğuna dikkat çeken Ufuk Tarhan, gerçek mesleğin bundan sonraki ‘yüksek lisans-uzmanlaşma’ süreci ile gelişebileceğini söyledi. Tarhan, öğrencilerin ön lisans ile uzmanlaşacakları dalları fütürist beklentileri de göz önüne alarak ilginç kombinasyonlar kurması gerektiğini söyledi.
Klasik ve teknolojiden uzak yapıdaki tüm meslek alanlarının gelecekte tercih edilmeyeceğini belirten Ufuk Tarhan, özellikle imalat ve tarım sektörlerinde geleneksel yapıyı sürdürmeye çalışan dallara ilginin giderek azalacağını söyledi. Tarhan, sabit ücretli, sabit ofisli istihdam olanaklarının giderek daralacağını, bu tür dağıtım modellerinin yerini, merkezi operasyon merkezleri ile çalışan bağımsız distribütörlerden oluşan dev, global organizasyonların alacağını söyledi. Ufuk Tarhan, “Gelecekte enerji, ekoloji, ses-görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler ve gıda teknolojileri alanlarının çok popüler olacak” dedi.